Osmanlı Savaş Tarihi

Karacahisar Fethi (1288)

Domaniç Savaş’ında İnegöl tekfuru ile ortak hareket ederek Osman Gazi’ye karşı bir saldırı düzenleyen ve aslında bir Selçuklu haraçgüzarı olan Karacahisar tekfuruna karşı çok geçmeden bölgesel bir tepki yükselmiştir. Hatta bir çok rivayette Selçuklu sultanının duruma müdahil olduğu ve ordusuyla bizzat bugünkü Eskişehir merkezinin yaklaşık 7 km güney-batısında Karacaşehir [1] sırtlarında bulunan Karacahisar önlerine geldiğinde ve Osman Gazi’nin de kuvvetleri ile ona katıldığından bahsedilmektedir. Âşıkpaşazâde Tarihi’nde olayın gelişim süreci şu şekilde aktarılmaktadır:

“İmdi Sultan Alâaddin tahkik haber bildi kim Osman Gazi’nün üzerine kâfirler ğalebe (üstün) leşkerle (askerle) varmışlar ve karındaşı Sarı Yatı’yı şehid itmişler. Her kankı (hangi) kâfirun leşkeri vardısa bildürdiler. Sultan dahi eyitmiş kim: Ma’lum oldı kim Karacahisar teküri bizümle yağı (düşman) olmış didi ve hem o Kermiyanoğlı (Germiyanoğlu) o ğaribleri sevmezdi, ekseri o kâfirlerün haraketi anun ihtimalindendür. Ben hod bilürin didi. Emr itdi tiz leşker cem’ olınsun der kim ol kafirler bunun kibi haraket iderler veya ğayret-i İslam bizde yokmıdur? Leşkeri azim cem’ olundı. Hücum itdiler, Karaca Hisar’un üzerine düşdiler. İşitdi, Osman Gazi dahi keldi (geldi), oda bir tarafdan cenke meşkul (meşgul) oldı.”

Kuşatmanın seyri ve kalenin konumu Harita 1 ‘de görülmektedir.

5-01
Harita 1

Sonrasında Sultan’a gelen bir haber sebebiyle (Aşağıdaki tartışma bölümünde detaylı olarak bahsedilmiştir.) kuşatmanın komutası Osman Gazi’ye verilmiş, Selçuklu ordusunun bir bölümü (ya da tamamı) çekilmiştir. Kısa bir süre sonra da fetih gerçekleşmiştir. Bu hususta aynı kaynak şu şekilde devam etmektedir:

“Heman Sultan kim kitdi, Osman Ğazi dahi birkac kün (gün) sabritdi. Ahir hisarı yağma itdi, feth olundı. Tekürini (tekfurunu) dahi tutdı, ğazileri ğani itdi. Şehrün evlerini ğazilere ve ğayrıya virdi. Anı İslam şehri itdi.”

Fetih sonrasındaki gelişmelere bakıldığında, Osman Gazi’nin kadı tayin etmesi ve pazar kurularak vergi toplanması (pazar bacının (haracının) alınması) gibi olaylar beyliğin devlet teşkilatlanmasına ilk geçişi olarak kabul edilmektedir.  Yine Fethin sonrasında, ganimetin bir bölümü Osman Gazi’nin yeğeni ile birlikte Selçuklu Sultanına gönderilmiş, durumdan son derece memnun olan sultan ise sancak ve iyi atlar hediye etmiştir.

Tartışma

Karacahisar fethini doğru anlayabilmek için muhtelif kaynaklarda geçen rivayetleri değerlendirmek gerekmektedir. Rivayetlerde ilginç bir şekilde fetih tarihi, fetheden kişi ve sonrasında gerçekleşen kronolojik olaylar çeşitlilik göstermektedir. Bu rivayetleri 3 ana başlık [2] altında şu şekilde toplanabilir:

  1. Ertuğrul Gazi döneminde kalenin fethinin gerçekleştiği.
  2. Osman Gazi döneminde kalenin fethinin gerçekleştiği.
  3. Kalenin iki kere alınmış olabileceği (İki fetih arasında bir el değiştirme durumu söz konusudur.)

yönündedir.

Fethin Ertuğrul Gazi elinden gerçekleştiğine yönelik yaklaşımlar ilk kez Şükrullah tarafından zikredilmiştir. Şükrullah’ın Behçetü’t Tevarih adlı eserinde Selçuklu sultanının Moğollar üzerine gittiğini (kıyıcının kötülüğünü gidermekle uğraştı) ve Ertuğrul’un kaleyi fethederek ganimetler elde ettiğinden bahsederken Âşıkpaşazâde,  kalenin Osman Gazi tarafından alındığını belirtmekte ve Yahşı Fakıh Menakibnamesi‘ni kaynak olarak kullandığını söylemektedir. Neşrî’nin Cihânnümâ adlı eserinde ise (Feth-i Karacahisar bölümünde) kalenin Ertuğrul tarafından alındığını ve sonrasında (İhrâk-ı Kulaca ve feth-i Karahisar sâniyen bölümünde de) ikinci kez Osman Gazi tarafından alınıp yağma edildiğinden bahsetmektedir.

Bir diğer konu da hemen hemen tüm aktarımlarda (neredeyse ağız birliği ile) bahsi geçen ve fetih sırasında ya da sonrasında gerçekleşen olaylar silsilesidir. Rivayetlere göre, Sultan Alaaddin’e kuşatma sırasında iken bir ulak gelip, Moğollar’ın Ereğli’ye geldiğini ve halkını kırdığından bahsetmektedir. Sonrasında Sultan, ordusu ile birlikte Moğollarla savaşmış ve kazanmıştır. Akabinde ise amiyane bir olay vuku bulmuş ve Moğol askerlerinin hayaları kesilip, birbirine dikilerek bir gölgelik yapılmıştır.

Bahsi geçen olaydaki Sultan Alaaddin kim olduğu konusunda da tartışmalar devam etmektedir. Selçuklu tarihinde 13. yüzyılda 3 adet Alaaddin’den bahsedilebilir. Bunlar;

  1. I. Alaaddin Keykubat (1220-1237)
  2. II. Alaaddin Keykubat (1249-1257) (Üçlü iktidar diye tabir edilen kardeşleri II. İzzedddin Keykavus ve IV. Kılıç Arslan ile birlikte yönetmişlerdir.)
  3. III. Alaaddin Keykubat (1298-1302)

Yukarıda bahsi geçen Sultan Alaaddin’lerden hiçbiri Karacahisar fethinin gerçekleştiği rivayet edilen 1288 yılında hüküm sürmemektedir. Kaldı ki bu dönemlerde kayıtlarda Moğollar’a karşı kazanılan bu denli büyük bir zafer de yoktur.

I. Alaaddin döneminde 1220-1230 yılları arasında Orta ve Batı Anadolu’da Sultan Alaaddin tarafından yönetilen askeri bir hareketlilik gerçekleşmiş olduğuna dair tarihi kayıtlar bulunmaktadır. Sonrasında, doğudan gelen Harzemşah tehlikesine karşı Sultan Alaaddin 1230 yılında Erzincan’a yönelmiş ve Yassı-Çemen Savaşı’nda Harzemşah Devleti’ni mağlup etmiştir. Bu bahsi geçen hikaye ile benzerlikler taşıyabilir. Ancak Harzemşahlılar Moğol değil Türk’türler. Bahsi geçen savaş da Konya’da (Ereğli) değil, Erzincan civarında gerçekleşmiştir. Ancak yine ilginçtir ki Neşrî’nin Cihânnümâ adlı eserinde Karacahisar’ın ilk fethi ile Bilecik fethi (1299) arasında 70 yıl olduğunda söz etmektedir ki bu da ilk fethin yaklaşık 1229-1230 yıllarında gerçekleşmiş olduğu ve Yassı-Çemen Savaşı ile örtüşmektedir.

II. Alaaddin döneminde ise tam bir Moğol hakimiyetinden söz etmek mümkündür ki II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in ölümünden sonra II. İzzeddin Keykavus tahta çıkmış ve Moğollar adeta bir vali atarcasına IV. Kılıç Arslan’ı tahta çıkarmışlardır. Sonrasında taht kavgaları ve üçlü iktidar dönemi başlamış ve dolayısıyla bu karışıklık halinde ne Batı Anadolu tarafında bir askeri hareketlilik ne de Moğollara karşı bir savaş bulunmamaktadır. Bu döneme yakın bir Moğol mağlubiyeti olarak sadece Ayn-Calut Savaşı (1260) gösterilebilir. Ancak bu savaş da Sultan Kutuz komutasındaki Memlükler  ile Moğollar arasında gerçekleşmiştir.

III. Alaaddin döneminde ise Moğolların Anadolu hakimiyetini ardı ardına cereyan eden isyanlar baltalamaktaydı. II. Mesud yerine Moğollar tarafından “atanan” III. Alaaddin Osman Gazi’nin çağdaşıdır. 1298 yılında tahta çıkan Alaaddin’in Moğollar ile direkt bir savaşı bulunmamaktadır. Ancak ilginç bir şekilde bu devirde yaşayan Anadolu-Moğol Orduları komutanı, diğer tarihi kayıtlarda geçtiği gibi Bayıncar’dır.  Belki de anlatımlarda tarihi bir hata yapılarak fethin 1288 değil 1298 yılında gerçekleşmiş olması ihtimali mevcuttur. İlginç bir şekilde klasik tarih anlatımında 1299 yılında Karacahisar’da hutbe okunmasından bahsedilir ve bu tarih Osmanlı Devleti’nin kuruluşu kabul edilir. Bu hutbe fetihten 11 yıl sonra mı okunmuştur, yoksa fethe müteakip mi gerçekleşmiştir? Gerçekleşen diğer hadise ile ilgili ise Moğollar tarafından atanan III. Alaaddin’in Moğollara son derece sadık Bayıncar’a karşı savaşması pek mümkün görünmemektedir.

Sonraki yıllarda (yaklaşık 11 yıl boyunca) kurulan pazarda gerçekleşen birtakım olaylar ve Germiyanoğulları ile yaşanan ufak ve önemsiz çatışmalar dışında kaydadeğer bir durum yaşanmamıştır. Bu yıllarda Osman Gazi daha çok Sakarya nehrinin kuzeyindeki Kırka/Xırka ve Yenice-i Taraklı/Dablais (bugünkü adları ile Yenipazar ve Taraklı) gibi bölgelere bölgelere keşif maksadıyla bir çok akın düzenlemiş fakat fetih gerçekleştirmemiştir.

Dipnotlar

  1. Fethin gerçekleşmesinden hemen sonra, kalenin yaklaşık 1 km kuzeydoğusuna kurulan müslüman yerleşkedir. Fatih döneminde kalenin su sıkıntısı çekmesi sebebiyle tamamen boşaltılması sonucunda kale nüfusunun büyük bir bölümü buraya (Porsuk Çayı’nın yanına) taşınmıştır.
  2. Rudi Paul Lindner ise farklı bir yaklaşımda bulunarak kalenin Germiyanoğulları’ndan alındığı ve sonradan manipüle edilerek, Bizans ile yürütülen kutsal savaşın (gaza) sonucu alındığı şeklinde değiştirilmiş olabileceğini söylemektedir.

Kaynakça

  1. Âşıkpaşazâde, Âşıkpaşazâde Tarihi [Osmanlı Tarihi (1285-1502)], Haz. Öztürk, N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  2. Mevlânâ Mehmed Neşrî, Cihânnümâ [Osmanlı Tarihi (1288-1485)], Haz. Öztürk N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  3. Şükrullah, Üç Osmanlı Tarihi, Behcetü’t-Tevârîh, Haz. H. N. Atsız, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2016
  4. Suçıkar, T., Ertuğrul Gazi, Yediveren Yayınları, İstanbul, 2017
  5. Lindler, P., Osmanlı Tarih Öncesi, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2014
  6. Index Anatolicus – Türkiye yerleşim birimleri envanteri, S. Nişanyan, Internet Sitesi – http://nisanyanmap.com
Reklamlar

4 thoughts on “Karacahisar Fethi (1288)”

  1. Efendim merhabalar.. Ben yeni katılımcılarınızdan naçizane bir okuyanınız olarak, etkilendiğim bi’noktaya değinmeden önce bu haraç ve vergi olayı ile ilgili olarak ilk kez bu beyliklerde devlet kurulmadan önce alındığını bilmiyordum. Hatta ve hatta oğlu Orhangazi han hazretleri tarafından ilk kez alınmaya başladığını bi’çok kaynaktan da okumuş bulunmaktayım. Bu bilgi de bana bi’şeyler kattı… Teşekkürler..

    Beğen

    1. Merhaba Hüseyin Bey,

      İlginiz için teşekkür ederim. Evet, Osman Gazi döneminde Karacahisar fethinden hemen sonra Eskişehir’de Hamam yöresinde ilk pazarını kurdurmuştur. Bugün aynı isimle (Hamam Yolu) hala işlek bir alışveriş bölgesi olarak kullanılmaktadır. Bölgede kurulan pazara gelen satıcılardan bac (haraç) alınması istenmiştir. Osman Gazi’nin buyruğunu Aşıkpaşazâde şu şekilde aktarmıştır:

      “Çün kim imdi siz eyle dirsiz, her kişi kim bir yük getüre sata iki akça virsün ve her kim ki satmasa hiç nesne virmesün ve her kişi kim bu kanunumı boza Allah anun dinin ve dünyasını bozsun”

      demiştir.

      Beğen

  2. Gelelim en etkilendiğim yerine… “Moğollarla savaşmış ve kazanmıştır. Akabinde ise amiyane bir olay vuku bulmuş ve Moğol askerlerinin hayaları kesilip, birbirine dikilerek bir gölgelik yapılmıştır.”.. Ya burası çok gaddar ve zalimce olmuş. Acaba serin tutar mı denemek lazım 😆 şaka bi’yana Sultan Alaaddin in böyle acımasız davranabilecegini hiç aklıma getirmezdim..

    Beğen

    1. Hüseyin Bey,

      Konu ile ilgili çağdaş bilgiler bulunmamakta ancak sonrasında (yaklaşık 150 yıl sonra) yazılan tarihlerde bu olaydan sıklıkla bahsedilmektedir.

      Karacahisar fethine gelen Selçuklu sultanına bir haber gelmiş ve Tatar’ın (Moğollara o dönemde Tatar deniyordu) Ereğli’ye (Konya Ereğli olabilir) ya da Elbistan’a geldiğini ve şehri alıp halkını kırdığını bildirmişler. Sonrasında sultan ordusu ile gelerek bu savaş gerçekleşmiştir. Sonrasında yukarıdaki tartışma kısmında geçen olay vuku bulmuş. Hatta rivayette “ad içün” tabiri kullanılmaktadır. Yani özellikle bir gözdağı verilmek istenmiş olabilir.

      Bir dönem bölgeye/ovaya bahsi geçen hikayedeki amiyane tabir kullanılarak isim verilmiştir. Tabi günümüzde buna dair bir coğrafi yer adı ya da bölge bulunmamaktadır.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s