Diğer Konular

Ertuğrul Gazi Türbesi

Osmanlı Beyliği’nin ilk yıllarında Söğüt yerleşkesine yapılan ve (her ne kadar yapılan restorasyonlarda orjinal halinden eser kalmasa da) günümüze ulaşan bir diğer eser de Ertuğrul Gazi Türbesi’dir. Tarihçiler tarafından benimsenen ortak görüşe göre m. 1280-1281 yıllarında Söğüt’te vefat eden Ertuğrul Gazi’nin ebedî istirahatgâhı olan türbe ve haziresi rivayete göre, ilk önce Osman Gazi döneminde açık mezar/mezarlar şeklinde yapılmış sonrasında Orhan Gazi döneminde ilk ana türbe bölümü (harim) olan altıgen yapı inşa edilmiştir. Sultan III. Mustafa zamanında [1] onarım gören türbeye, Sultan Abdülmecid zamanında bir çeşme eklenmiş ve sonrasında II. Abdülhamid dönemindeki restorasyon sırasında dikdörtgen plan üzerine ahşap çatılı bir giriş bölümü yapılmıştır. Bu dikdörtgen bölüm ilk yapıldığında 8 ahşap direk üzerine “Bağdadî” tekniğiyle oluşturulmuş kemerlerden oluşan geniş giriş şeklinde iken günümüzde bu yapı, muhtemelen ahşabın zamanla niteliğini yitirmesi sebebiyle betonarme haline getirilmiş ve kapalı bir odacığa dönüştürülmüştür. Yunan işgali esnasında ciddi hasar gören türbe, cumhuriyet döneminde bir kaç kez restore edildikten sonra  2015 yılında yapılan restorasyon ile son halini almıştır.
ert2Yine Abdülhamid dönemindeki fotoğrafta (m. 1890) günümüzde mevcut olmayan türbenin girişinin yaklaşık 20 m kuzeyinde 8 direkli ve çatılı bir şadırvan göze çarpmaktadır. Türbenin giriş kısmındaki kitabede şu şekilde aktarmaktadır:

ert8

“Şeref-i şevket ile aleme Sultan Hamid,
Eyledi saye-i ‘umranını medd ü temhid.
İşte ezcümle olup ‘hd-i hümayununda,
Türbe-i hazret-i Ertuğrul Gazi’de cedid.

Sene bin yüz dahı yetmiş iken Ahmet Han,
Temelinden bunı etmişti bina-i tecdid.

Çok vakit geçmek ile münhedim olmakda iken,
Peder-i şah-ı zaman hazret-i Sultan Mecid.

Bir ekki çeşme vü fevvare ‘ilave ederek,
Şeref-i türbeyi ta’mir ile etmişdi mezid.

Şimdi de mevki’ni havi harita eyleyüb,
Nazar-ı ‘âli şâhânede oldukda bedid.

Yeniden eyledi inşasını emr ü ferman,
Şeref-ü zineti hakkaki olundu teyid.

Ya’ni bu tarz-ı dil avize Hamid Han kodu,
Oldı sandukasıda böyle rihamile ferid.

Ne kadar var ise kurbunda kubur-u şüheda,
Zir-i sanduka-i harada iderler tahmid.

Bunların yaddığı müddetçe bu merkadlerde,
Şevket-ü saltanatın eylesün Allah medid.

Kaymakam Zühdi kulı kuşiş-i bihad etdi,
Bunun imarına meşkür kıla ol rabb-i vahid.

Dedi salik kulı tarih-i güher tevşihin,
Kıldı bu türbeyi mamur o Hakan-ı Hamid.

Sene 1304″

Dikdörtgen yapıda türbenin bulunduğu iç kısıma geçerken kapı üzerinde 1171 yılında Sultan III. Mustafa döneminde yazılan yazı göze çarpmaktadır:

20170624_121032-01

“Maşaallah,
Sene
1171″

Bununla birlikte yukarıda bahsi geçen giriş kısmındaki çeşmelerde ise aşağıdaki kitabeler bulunmaktadır:

ert7.jpeg

“Padişah-ı bahr-u ber Sultan İskender-siyer,
Şehri yar-i dad güster Hazret-i Abdülhamid.
Fikrini imar-i mülke hasredince olmada,
Şahid-i gül çehre-i umran her yerde bedid.
Türbe-i Ertuğrul’u bu kerre ihya eyleyüp,
Eyledi bu çeşmeyi icra o hakan-ı ferid.
Subesu her yerde carî gerçi ab-ı şefkati,
Bahusus oldı Söğüt halkı ziyade müstefid.
Akdığı müddetçe ab-ı ayn u enhar-ı cihan,
Eylesün Hak müddet-i iclâl ü ikbâlin medid.
Hayli gayret etdi Zühdî bendesi icrasına,
Sayini meşkur kılsın Hazret-i Ravv-i Mecid.
Çakeri Salik dedi tarih-i cevherdarını
Eyledi seyyâl-i zemzem Hazret-i Sultan Hamid.
1304
Sene”

ert9.jpeg

“Menba’-ı cuy-ı ‘inayet şah-ı ‘âli-siretin,
Mevce-i derya kadar ömrin Hüda kılsın mezid.
Kıldı ol şahenşeh-i devran cedd-i emcedin,
Gazi Ertuğrul cenabın kabrini zîra cedid.
Bâbı yanında dahi bu çeşmeyi inşa ile,
Eyledi ruh-ı revanın şad o hakan-ı reşid.
Cevher-i nazma iki tarih bir beyt içre bak,
Su verir buldukça mecrayı kalem feyz-i bedîd.
Ruh-ı Ertuğrul içün bu çeşmeyi kıldı ayan,
Ayn-ı lutf-ı saltanat-ı zaman Abdülhamid.
1304
Sene”

Klasik dönem Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan türbede altıgen yapının köşelerinin kubbe ile birleştiği bölümlerde Allah, Muhammed ve dört halifenin lafızları bulunmaktadır. Yunan işgali sırasında açılan kurşun delikleri bu lafızlar üzerinde ve pencere lerin metal çerçevelerinde görülmektedir. Mermer kaidenin üzerine gösterişli olmayan bir sanduka ve baş kısmında ise alçıdan yapılmış bir Türkmen sarığı yapılarak Kayı ve Türk bayrakları konulmuştur. Aynı zamanda çeşitli vilayetlerden gönderilen toprak örnekleri de sanduka etrafında sergilenmektedir. Türbe içerisinde kıble yönünde mihrap bulunmakta ve bu mihrabın hemen üzerinde Âli-İmrân suresinin 37. ayetinin bir bölümü bulunmaktadır.

20170624_121142-01

“Zekeriyya, mihraba her girdiğinde”

Türbenin haziresinde eskiden orta büyüklükte sayılabilecek bir mezarlık bulunurken günümüzde birkaç makam [2] dışında tüm mezarlar kaldırılmış ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Türbenin doğusunda Ertuğrul Gazi’nin hanımı Halime Hatun’un mezarı ve onun biraz ilerisinde Osman Gazi’nin makamı bulunmaktadır. Batı kısmında ise oğlu Savcı Bey (Saru Yatı) [3] ve sonradan kaybolduğu anlaşılan Dündar Bey’in mezarları bulunmaktadır [4]. Sırasıyla mezar taşlarında şu sözler geçmektedir.

Ertuğrul Gazi’nin eşi ve Osman Gazi’nin annesi Halime Hatun/Hanım’ın mezar taşında şunlar yazmaktadır:

20170624_121618-01

“Hüv’el Bâkî

Fatiha-han istiklâliyet ve müessis-i bünyan-ı Devlet-i Osmaniye Sultan Osman Gazi hazretlerinin valid-i macid-i kesirü’l-mehamidi ve cedd-i a’lâsı Hazret-i Padişah-ı Firdevs makam Ertuğrul Gazi hazretlerinin zevce-i cinan âşiyanları hanımın halife-i Süleyman bargâh-ı zaman Sultan Gazi Abdülhamid Han’-ı Sanî hazretleri taraf-ı bahirü’ş şeref-i mülûkânelerinden buldurulan zarih-i gufran sarihleridür. Ruhiçün Fatiha.
1305
Sene”

 

Bizans ile yapılan Domaniç/İkizce Savaşı’nda şehit olan Ertuğrul Gazi’nin oğlu Savcı Bey’in mezar taşında şunlar yazmaktadır:

20170624_120820(1)-01

“Hüve ni’me’l Gafûr

Cedd-i büzürg-vâr-ı Hazret-i Padişah-i Ertuğrul Gazi hazretlerinin mahdûm-ı necâbet mevsum-ı ‘âlisi Savcı Beg merhumun hayratperver Sultan Gazi Abdülhamid Han-ı Sanî hazretleri canib-i me’al-i menâkıb-ı mülûkânelerinden şerefsadır olan irade-i seniyye mantukınca inşa ve imar etdirilen lahd-i pür nûr-ı ‘âlileridir. Ruhiçün Fatiha.
1305
Sene”

 Tartışma

Ölüm tarihi ve Bursa fethini görmüş olması tarihçiler arasında hala tartışma konusu olan Osman Gazi için, bazı tarihçiler  fetihten haberi olduktan sonra vefat ettiğinden bahsederken, bazıları ise fetihten bir süre önce (2 yıl ila 6 yıl arasında değişen (1320-1324) bilgiler/tahminler bulunmaktadır) vefat ettiği konusunda görüş bildirmektedirler. Osman Gazi’ye ait mezar (makam) taşı da türbede bulunmaktadır. Bu mezar taşında ise şunlar yazmaktadır:

20170624_121218-01

“Mebadi saltanat sahib magazi Gazi Osman Han,
Yedi yüz yigirmi altı dahil-i Darü’s-selam oldu.
Alup da medfeninden Bursa’ya nakletdi Orhan Han,
Mahall-i medfeni Gazi müşar içün makam oldu.”

Bu mezar taşında, Osman Gazi’nin h. 726 (m. 1325-1326) tarihinde vefat ettiği, Söğüt’te defnedildiği ve naaşının muhtemelen Bursa fethinin hemen ardından vasiyeti gereği [5] Bursa’ya nakledildiği görülmektedir.

Dipnotlar

  1. Türbe ana giriş kapısı kitabesinde ve iç giriş üzerinde h. 1171 (m. 1757-1758) yılında III. Ahmet tarafından bir onarım yapıldığından (hatta temelleri üzerinden yeniden inşa edildiğinden) bahsedilir. Ancak, III. Ahmed ölüm tarihi m. 1736 ‘dır. Kitabede bahsi geçen tarihte III. Ahmed’in oğlu III. Mustafa hüküm sürmektedir. Bu durumda belki kitabeyi yazanın yapmış olduğu bir tarihsel hata (ya da isim hatası) olabilir. Kitabenin, 130 yıl sonra II. Abdülhamid döneminde yazıldığı düşünüldüğünde böyle bir hata mümkün görünmektedir.
  2. Türbe haziresinde çoğu temsili (makam) olan kabirler bulunmaktadır. Bunlar, Akçakoca, Konur Alp, Turgut Alp, Hasan Alp, Dündar Bey, Melik Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Pazarlu Bey, Gündüz Bey, Saltuk Alp, Samsa Çavuş, Aydoğdu Bey, Abdurrahman Gazi ve Sarı Batı bulunmaktadır.
  3. Bu noktada bir isim hatası yapılarak Savcı Bey’in adı/lakabı olarak kullanılan Sarı Batı’nın (Yatı) makam kabri ayrı olarak oluşturulmuştur.
  4. TDV İslâm Ansiklopedisi’nde türbenin batı kısmında birbirine yakın olduğu anlaşılan iki mezardan (Savcı ve Dündar Beyler) bahsedilirken Dündar Bey’in sonradan oluşturulan makam/kabri yaklaşık 10 m uzağa yerleştirilmiştir. 1890 yılında çekilmiş eski fotoğraflarda (yukarıda) türbenin batı kısmında yoğun mezar taşları görülmektedir.
  5. Sur içerisinde, Tophane’de bulunan Gümüş Kümbetli (Sainte Elie Kilisesi/Manastırı) yapı olarak bilinen yere defnedilmiştir.

Kaynakça

  1. Tamman, M., Ertuğrul Gazi Camii ve Türbesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 11, Sayfa: 316
  2. Teres, E., Ertuğrul Gazi Türbesi ve Civarındaki Bazı Kitabelerin Okunuşuna Dair
  3. Demirhan, F., Osmanlı Pâdişah Türbeleri, Edizioni Ca’ Foscari – Digital Publishing, 2013
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s