Osmanlı Savaş Tarihi

Bilecik, Yarhisar ve İnegöl Fetihleri (Düğün Olayı) (1299)

Karacahisar Fethi’nin ardından hızlı bir teşkilatlanma dönemine giren [1] Osmanlı Beyliği, sonrasındaki on yıl içerisinde çevre tekfurluklara özellikle Söğüt’ün kuzeyindeki bölgeye akınlar düzenlemiş fakat herhangi bir fetih gerçekleştirmemiştir. Daha çok keşif ve ganimet toplama üzerine gerçekleşen bu akınlarda Sakarya nehrini kuzeyindeki Kırka (Xırka) ve Yenice-i Taraklı (Dablais) (Bugünkü isimleri ile Yenipazar ve Taraklı) bölgeleri hedef alınmıştır.

Bölgedeki bu  gelişmeler sırasında başından beri Osman Gazi ile müttefik olan ve akınlara rehberlik eden Harmankaya Tekfuru Köse Mihal, kızını Gölpazarı (Göl Kalanoz ya da Göl Flanoz) Tekfuru’nun oğlu ile evlendirmek istemiş ve bir düğün tertip etmiştir. Düğüne katılan Osman Gazi ilk kez çevre tekfurları ile karşılaşmış ve onları tanıma şansı yakalamıştır. Sonrasında, Osman Gazi’nin bölgedeki aktif rolünden rahatsız olan ve çevre tekfurları (baştan beri Osman Gazi ile aralarında herhangi bir husumet bulunmayan Bilecik ve Yarhisar tekfurları) da bir düğün tertip ederek Osman Gazi’ye suikast düzenlemek isteyeceklerdir. Olay, Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Ali Osman adlı eserinde su şekilde gelişmektedir:

Bilecük tekürinün dükün (düğün) itdükin (ettiğini) bildürür kim ol dahi Yar Hisar tekürinün kızın alsa kerek (gerek)…

…El-hâsılı kelam bunlar okumadın (haberci olarak) köndürdükidür (gönderdiğidir). Anun içün kim Mihal dükününde (düğününde) va’deler itmişleridi. Tekür dahi Mihal’i Osman Ğazi’ye okuyıcılığa (haberciliğe) könderdi ve hayli altun kümüş (gümüş) avadanlığın bile köndürdi ve Mihal dahi kelicek (gelicek) Osman Ğazi’ye bu tekürlerün ittifakların ve muradları neyidükün bildürdi. “Ğafil deprenme” didi ve dükünü okudı. Osman Ğazi dahi Mihale okıyıcılık hayli nesne virdi.”

Âşıkpaşazâde’nin bu aktarımından anlaşıldığı üzere, Osman Gazi’ye yapılması planlanan bu suikastı Köse Mihal’ın haber vermesi sonucunda suikast planının deşifre olduğu görülmektedir. Sonrasında Osman Gazi’nin oluşturduğu gizli bir plan üzerine Bilecik tekfuru ile bir kaç haberleşme/görüşme meydana gelmiştir. Yıllardır süregelen dostluk ortamına [2] darbe vuracak bu suikast girişimine karşı Osman Gazi, düğünün Bilecik’ten yaklaşık 7 km doğudaki bugünkü Çakırpınarı Köyü civarında yapılması istemiş ve kuvvetlerin Bilecik kalesinden uzaklaştırılmasını sağlamıştır. Bu konu ile ilgili Bilecik tekfuruna Köse Mihal vasıtasıyla şu şekilde haber göndermiştir:

“Mihal Bek karındaşum! Tekürine benden selam idesin. Üşde (İşte) şimdi biz dahi yaylaya köçsevüz (göçmemiz) kerek (gerek) ve hem kayın anam ve hatunum dahi karındaşumun anasıyla bilişmek isterler…

…Bizim hatunlarumuz sahrayı ökrenmişlerdür (öğrenmişlerdir). Bilecük tar (dar) yirdür, düküni (düğünü) anda (orda) itmesünler, didi. Bu sözü dahi Tekür kabul itdi, dükünü Çakır Bınarında eyledi.”

Her yıl gerçekleşen göç sırasında değerli malların emanet edildiği Bilecik Kalesi’ne [3] o yıl da yaylaya giderken düğüne uğramak ve sonrasında yaylaya göçmek maksadıyla bir plan oluşturulmuştur ve kadınlar tarafından getirilen yükler/kağnılar kaleye gönderilmiştir. Bu kağnıların içine silahlı Alpler gizlenmiştir. Düğün gününde kalede az adamın olmasını da avantaja çeviren Alpler, kısa sürede kalenin kontrolünü ele almıştır.

Diğer tarafta Çakırpınarı köyü nevahisinde devam eden düğüne bu kez Osman Gazi, kadın kıyafetleri giydirilerek peçeler içinde gizlenen askerleri ile düğüne katılmıştır. Bu durum da yine aynı kaynakta şu şekilde aktarılmaktadır.

“Ve bir niçe ğaziyi baş bezleri avrat tonuna (donuna) koydı. Teküre haber köndürdi. Eydür: Ayruca yirde kondursunlar ki hatınlarımuz andagı tekürleri körüb (görüp) utansunlar”

Sonrasında düğün günü sarhoş olan kalabalıktan yararlanarak ve Bilecik tekfurunu düğün alanından uzaklaştırmak için Osman Gazi yanındaki askerler ile birlikte Bilecik’e yakın Kaldırık Deresi (bugünkü Hamsu Deresi olabilir) civarına çekilmişler ve orada onları bekleyen diğer birliklere katılarak kendilerini takip eden Bilecik kuvvetlerine karşı durumu lehlerine çevirmişlerdir. Osman Gazi, kısa sürede Bilecik tekfurunu kıskıvrak yakalayarak başını kestirmiştir. Sonrasında vakit kaybetmeden düğün yerine bir baskın verilerek çevre tekfurlukların ileri gelenleri esir edilmiştir. Devamında süregelen olaylar Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Ali Osman adlı eserinde su şekilde devam etmektedir:

“…Döndi (Osman Gazi) ale’s-sabah Yarhisar’a indi, Tekürüni tutdu. Kelini (Gelini) dahi tutdılar. Düküne kelen halkun ekserini esir itdiler. Dizcek (Tezcek) Turkut Alp’i Eyne Köl’e (İnegöl’e) saldılar kim: Aya Nikola kim Eyneköl teküridür, işidüb kaçmasun” didiler. Turkut Alp dahi irdi. Eyneköl’i çevürdi. Osman Ğazi dahi her ne kim aldılar. Bilecük’e ketürdüler (getirdiler). Mesalihi neyse kördiler. Andan Eyneköl’e geldiler. Heman kim keldüki (geldiği) kibi (gibi) yağma itdi. Ğaziler yağma adın işitdiler, “Hay” diyince hisara kirdiler. Tekürini pare pare itdiler, irkeğini (erkeğini) kırdılar, dişisini esir itdiler. Anun içün ki çok müsülmanlar kırılub şehid olmağa bu kâfirler sebeb olmışidi.”

Yukarıda da bahsedildiği gibi ertesi sabah Yarhisar ve sonrasında hızlı bir şekilde hareket edilerek İnegöl’e inilmiş ve hazırlıksız yakalan Bizans kuvvetleri birer birer mağlub edilmiştir. Savaşın tarihi ile çeşitli rivayetler olmakla birlikte Anonim Tevârîh-i Ali Osman’larda h. 699 (m. 1299-1300), Oruç Beğ tarihinde ise h. 697 (m. 1297-1298) olarak gösterilmiştir. Savaşın seyri Harita 1 ‘de gösterilmektedir.

6-01
Harita 1

Savaş sonrasında hakimiyet alanı kısa sürede ciddi anlamda büyüyen Osmanlı Beyliği, devlet olarak anılmaya başlamasının arefesinde yaşanan, bu gelişmelerden sonra gözünü İznik ve Bursa ovasına çevirecektir [4]. Aynı yıl Karacahisar Kalesi’nde hutbe okunarak Selçuklu merkezinden daha bağımsız hareket etmeye başlanacaktır. Gaza ideolojisiyle fetihler gerçekleştiren Osman Gazi ise kısa sürede çevre beyliklerde bulunan gaza ve ganimet düşüncesindeki gazilerin bölgeye akın etmesiyle birlikte ciddi bir askeri güce kavuşacaktır. Sonrasında Osman Gazi, Yenişehir ovasında yeni bir yerleşim oluşturacak (stratejik olarak Bursa ile İznik arasındaki bölgeye) ve gazilerin bu bölgeye yerleşmesine ön ayak olacaktır. Hedeflendiği üzere, kısa sürede bahsi geçen İznik kuşatması gerçekleşecek ve bu durum özellikle İstanbul’daki Bizans yönetiminin [5] ve hemen sonrasında özellikle Bursa ve çevresindeki güçlü tekfurlukların [6] dikkatini çekecektir.

Dipnotlar

  1. Karacahisar fethinin hemen ardından bölgeye planlı bir müslüman yerleşimi gerçekleştirilmiştir. Sonrasında pazar kurulumu ve pazardan vergi toplanması uygulamasına geçilmesi bir teşkilatlanma durumunun söz konusu olduğunu göstermektedir.
  2. Beyliğin ilk yıllarındaki göçler esnasında (İnegöl tekfuru ile yaşananlar sebebiyle) yazın yaylaya giderken değerli eşyalar Bilecik Kalesi’ne bırakılmaktaydı. Dönüşte iste halı, kilim, peynir vb. gibi hediyeler verilirdi. Hatta bu dostluk öyle ilerlemiştir ki Osman Gazi, Bilecik tekfurundan bahsederken “Kardeşim!” diye hitap etmektedir.
  3. Bugün “Eski Bilecik” diye anılan bölgenin kuzeydoğusunda Şeyh Edebalı Türbesi’nin hemen yanında yaklaşık 100 x 80 m ebatlarındaki kayalığın üzerinde yer alan kaledir.
  4. Yenişehir’e yerleşilmesi ve bölgenin bir hareket merkezi olarak kullanılması bu durumu doğrulamaktadır. Hatta sonraki yıllarda Selçuklu yönetiminin zayıflaması ile birlikte bağımsız hareket etmeye başlayacak olan beylik bir devlet olma sürecine girecektir. Yenişehir bu noktada ilk başkent (Bursa fethine kadar) olarak değerlendirilmektedir.
  5. Bölgede yaşanan bu gelişmelerin ardından Bizans İmparatoru Léon Mouzalon komutasındaki Alan paralı askerlerler ve yerel Bizans kuvvetlerinden oluşan bir birlik gönderecek ve 1302 yılında Koyunhisar (Bafeus) Savaşı yaşanacaktır.
  6. Koyunhisar Savaşı’nın ardından da Bursa ve çevresindeki tekfurlukların kurduğu ittifak ile Dimboz/Dinboz Savaşı gerçekleşecektir.

Kaynakça

  1. Âşıkpaşazâde, Âşıkpaşazâde Tarihi [Osmanlı Tarihi (1285-1502)], Haz. Öztürk, N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  2. Anonim, Anonim Osmanlı Kroniği, Haz. Öztürk, N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2015
  3. Mevlânâ Mehmed Neşrî, Cihânnümâ [Osmanlı Tarihi (1288-1485)], Haz. Öztürk N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  4. Oruç Bin Âdil, Oruç Beğ Tarihi [Osmanlı Tarihi (1288-1502)], Haz. Öztürk, N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2014
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s