Osmanlı Savaş Tarihi

Osmaneli, Pamukova ve Geyve Fetihleri (1304)

Dimbos/Dimboz Savaşı’nın ardından Bursa ve İznik ovalarında tartışmasız bir üstünlük sağlayan Osman Gazi, vakit kaybetmeden İznik üzerindeki ablukayı güçlendirmeyi hedeflemiş ve İznik’in dış dünya ile bağlantılarını bir bir kesmeye başlamıştır. Bu amaçla ilk hedefi İznik’in yaklaşık 30 km doğusunda bulunan Léukai (Osmaneli) ve Metabole (Akhisar/Pamukova) ve Kabaía (Geyve) Tekfurluklarının bulunduğu bölge olmuştur. Karacahisar Fethi‘nden sonra (muhtemelen 1290’ların başında) Köse Mihal ve Samsa Çavuş’un desteğiyle Xirka (Kırka) ve Dablais (Taraklı) bölgelerine keşif ve ganimet için bir akın düzenleyen Osman Gazi, bu kez bu bölgeye hakim olmak üzere yaklaşık 15 yıl sonra bu seferi düzenlemiştir.

Seferin hareket merkezi olarak Karacahisar Kalesi seçilmiş, bölgenin coğrafyasına hakim ve Osman Gazi ile uzun yıllar dostluk ilişkileri kurmuş olan Harmankaya Tekfuru Mikhail Kosses (Köse Mihal) Karacahisar Kalesi’ne çağrılmıştır. Diğer tekfurları karşı her zaman Osman Gazi’nin yanında yer alan Köse Mihal İslam’a davet edilmiş ve kabulüyle birlikte sefer başlamıştır. Bu konuyu Âşıkpaşazâde şu şekilde aktarmaktadır:

“Gâziler gördiler; her tarafa kim yöridiler, mansur ve muzaffer oldılar, bir gün geldiler Osman Gâzi’ye eyitdiler: Hanumuz! Elhamdülillah kim kâfir maglûbdur ve ehl-i İslâm gâlibdür. Hassa kim bir senün gibi hanumuz var, gayretlü. Bize şimdiden sonra oturmak câyiz degüldür.” didiler. Osman Gâzi eyitdi: “Mihal’ı okıyalum, İslâm’a da’vet idelüm, anı Müsülmân idelüm. Andan sonra her nereye kim dirsenüz Allah emriyile varalum.” didi. “Ve eger Müsülman olmazısa evvel anun vilâyetini uralum, bozalum” didi. Hemân dem Mihal’a adam göndürdiler: “Ulu seferümüz vardur, tiz gelmek ardınca ol kim biz hâzır olup tururuz.” didiler. Mihal kim bu habarı işitdi ‘ale’t-ta’cîl maslahatın görüp geldi. Eyü atlar ve latîf kılıçlar ve gayrihi peşkeşler çekdi. Hemân el öpdi. Eydür: “Hanum! Beni şimden girü Müsülman idün.” didi. Hemân dem îman arz itdiler. Cân u dil ile İslâm’ı kabul itdi.”

Osman Gâzi’nin Dimboz Savaşı’nın ardından gerçekleştirdiği bu sefer ile ilgili Âşıkpaşazâde başta olmak üzere Türk kaynakları olmakla birlikte seferin öncesinde gerçekleşen Kouboukleia Kalesi (Görükle?) alınması hususunda çağdaş Bizanslı tarihçi Pachymérés’in kayıtları bulunmaktadır. Aslında 1304 yılında gerçekleşen ve Güney Sakarya bölgesine yapılan sefer ile doğrudan ilgisi olmayan bu konu etimolojik bir hata ile karıştırılmıştır. (Bakınız: Tartışma Bölümü)

Sefer, birçok irili ufaklı çatışmanın olması ve birçok kalenin alınması sebebiyle geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Sırasıyla Güney Sakarya bolgesindeki Lüblüce Hisarı, Léukai (Osmaneli), Metabole (Akhisar/Pamukova) ve Kabaía (Geyve) ve Tekürpınarı (Umurbey) kalelerinin alınmasıyla sonuçlanan ve yaklaşık 200 km’lik bir güzergah üzerinde 1 ay süre ile gerçekleşmiş bir seferdir.

Karacahisar Kalesi’nden hareket eden Osman Gazi, Köse Mihal’in kılavuzluğunda kuzeydoğu yönünde ilerlemiş ve Gölpazarı dolaylarındaki Lüblüce Hisarı [1] ilk hedefi olmuştur. Teslim olan kalenin tekfuru hemen bir amannâme ile yerinde bırakılmıştır. Sonrasında Osman Gâzi, Çadurlu [2] ve Léukai (Osmaneli) kalelerinin yine teslim olmaları üzerine kuzeydeki Mekece’ye yönelmiştir. Bu sırada Osman Gazi’nin komuntanlarından biri olan Samsa Çavuş, teslim olup yerlerinde bırakılan tekfurların tekrar düşman olmasının önüne geçmek için bölgede bir kale istemiş ve sonrasında Çavuşköy [3] adıyla anılacak köy kendisine verilmiştir. Mekece Tekfuru’nun itaatinin ardından Pamukova havzasına giren Osman Gâzi’ye karşı ilk ciddi mukavemet bugün Pamukova olarak adlandırılan Metabole (Akhisar) tekfuru tarafından gösterilmiştir. Gerçekleşen savaşın ardından geri çekilen tekfur, kalesine girememiş ve kuzeydeki Geyve-Sakarya boğazındaki Karaçepüş Kalesi’ne sığınmıştır. Sonrasında Geyve üzerine ilerleyen Osman Gazi boş bırakılan kaleyi teslim almış ve hemen güneyindeki Tekürpınarı’na (Umurbey) yönelmiştir. Savaşın seyri Âşıkpaşazâde’nin Tevârih-i Âl-i Osman’ında şu şekilde aktarılmaktadır:

“…Kendü Hakk’a sıgındı, yöridi, togru Leblebüci Hisârı’na vardı. Teküri itâatıla karşu geldi, gine yirinde kodı. Ve o kâfirün bir oglı var ıdı. Oglını bile aldı. Togru Lefke’ye vardılar. Çadurlu teküri, Lefke teküri mutî olup karşu geldiler ve memleketlerin teslîm itdiler. Kendüler Osman Gâzi’nün yanında yarar nökerler oldılar…

…Andan sürüp Mekece’ye vardılar. Ol dahı itaatılan geldiler. Teküri dahı Akhisâr’a bile geldi. Akhisâr teküri leşker cem’ itmüş karşu geldi. Gayetde ceng-i azim itdiler. Âhir sınup kaçdı Karaçepiş hisârına girdi. Ol hisâr Sakarı kenârında dere içinde Sarpçahisâr’dur. Birkaç gün yörüdiler, döndiler, Geyve’ye vardılar. Kâfiri hisârı boş komış gitmiş. Koru Deresi dirler, anda biçene olmış oturmuş. Osman Gazi’ye bildürdiler. Eydür ki: “Hey ne tutursız” did ve yöridiler biçeneyi buldılar tarfatü’l-ayn içinde hemân koyıldılar. Aralarında tekürin tutdılar. Osman Gâzi’ye getürdiler. Mâl u ganimetlerin aldılar. Andan Tekürpınarı’na geldiler, anı dahı aldılar.”

Seferin tarihi ile ilgili Âşıkpaşazâde’nin Tevârih-i Âl-i Osman adlı eserinde şu şekilde aktarılmaktadır:

“Ve bu feth-i gazânun târîhi hicretün yidiyüz dördinde vâki’ oldı ki İslâm Mihal didiler”

Hicri 704 (m. 1304-1305) yılında gerçekleşen sefer yine aynı kaynakta aktarıldığı üzere bir ay kadar sürmüştür. Tarafların mevcudu ile ilgili kaynaklarda net bir bilgi olmamakla birlikte Koyunhisar (Bafeus) Savaşı’nda bahsi geçtiği üzere Osman Gazi’nin birliklerinin beş bin kişi civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Sefer esnasında Kütahya ve güneyinde Germiyanoğlu Beyliği sınırları içerisinde yaşayan Çavdar/Çavdarlı Tatarları Karacahisar pazarını yağmalamış ve bunun üzerine Osman Gazi Karacahisar’a çekilmiştir. Savaşın seyri Harita 1’de görülmektedir.

Harita 10Harita 1

Sonrasında, Orhan Bey komutasında bir birlik Çavdar/Çavdarlı Tatarları’nın peşine düşmüş ve Oynaşhisarı (Çavdarhisar) dolaylarında Tatarlar’ı mağlup etmiştir. Abluka altındaki İznik’e doğudan gelebilecek yardımların engellenmesi amacıyla gerçekleştirilen bu sefer sırasında birçok kale ve ganimet ele geçirilmiş, aynı zamanda teslim olup Osmanlı saflarına katılan (ve muhtemelen müslüman olan) tekfurlar sonrasında bölgenin ele geçirilmesi sırasında birçok yarar sağlamışlardır. Güneyden gelen Tatar tehdidinin bertaraf edilmesinin ardından bir yıl sonra Osman Gazi, oğlu Orhan’ı tecrübeli komutanlar ile birlikte tekrar aynı bölgeye Katoikia (Karaçepüş) ve Karadin (Karatekin) kalelerini almak üzere sefere göndermiştir.

Tartışma

Bizans kaynaklarında (Pachymérés) Dimboz Savaşı’nın ardından Kouboukleia Kalesi’nin alınmasından bahsedilmektedir.  19. yüzyılda Osmanlı Tarihi yazan Joseph von Hammer eserinde bu kalenin etimolojik bir hata ile Lüblüce Kalesi olabileceğinden bahsetmiştir. Coğrafi olarak değerlendirildiğinde Uludağ’ın kuzey eteklerinde ve Pachymérés’in aktardığı gibi Lopádion (Uluabat) yakınlarında olan bu kale bugünkü Görükle semti olmalıdır. Muhtemelen Dimboz Savaşı ardından gerçekleşen takip sonucunda Lopádion (Uluabat) Kalesi’ne dayanan ve sonrasında Kitai (Ürünlü) Kalesi’ni alan Osman Gazi yaklaşık 5 km kuzeyindeki bu kaleyi de kuşatmış ve sonrasında almıştır. Bir yıl sonra Osman Gazi tarafından gerçekleştirilen Güney Sakarya seferi ise ayrı bir olaydır.

Dipnotlar

  1. Hicri 1016 (m. 1607) tarihli mühimme defterinde Celâli isyancılarının/eşkıyalarının şehirlere saldırmaları sebebiyle Gölpazarı kazasındaki halk, hükumete başvurmuştur. Uzun zamandır harap vaziyette olan Leblebici Kalesi‘nin kendi temelinden tekrar inşa/tamir edilmesi ve halkın savunma amaçlı kullanması için izin istenmiş ve dönemin Gölpazarı kadısına hüküm gönderilmiştir. (bknz. Uzunçarşılı, İ. H.)
  2. Aynı defterde Bilecik’e tabi, Karye-i Çadırlu adında bir köy geçmektedir. Yanında bir nehirden (Nehri-Çadırlu) bahsedilmektedir.
  3. Çavuş mezrası 1530 seneli Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri ve 1572 seneli Sultanönü Sancağı Mufassal Tahrir Defteri’nde “der kurb-ı karye-i Salözi” ifadesiyle bugünkü Bilecik merkezinin 5 km batısında bulunan Selöz köyü yakınında olduğu işaret edilmektedir.

Kaynakça

  1. Âşıkpaşazâde, Âşıkpaşazâde Tarihi [Osmanlı Tarihi (1285-1502)], Haz. Öztürk, N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  2. İnalcık, H., Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları 1302-1481, İslam Araştırmaları Merkezi, İstanbul, 2010
  3. Pachymérés G., Bizanslı Gözüyle Türkler, Çev. Barlas, B., İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2009
  4. Hammer J., Büyük Osmanlı Tarihi, Üçdal Neşriyat, İstanbul, 2003
  5. Defter-i Hâkânî Dizisi, 438 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri (937/1530) I, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Ankara, 1993
  6. Uzunçarşılı, İ. H., Osmanlı Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1988 (6 Cilt)
  7. Index Anatolicus – Türkiye yerleşim birimleri envanteri, S. Nişanyan, Internet Sitesi – http://nisanyanmap.com
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s