Diğer Konular

Osmanlı’nın İlk Kardeş Katli (Dündar Bey)

Dündar Bey, Gündüz Alp’in en küçük oğlu, Ertuğrul Gazi’nin kardeşidir [1]. Gündüz Alp’in ölümünden sonra oğullarından Gündoğdu, Sungur/Sunkur Tekin ve mahiyetindekiler doğuya yönelirken Ertuğrul Gazi ve kardeşi Dündar Bey öncelikle Pasin Ovası ve Sürmeli Çukur denen bölgelere ve sonrasında da batıya yönelerek Anadolu içlerine ilerlemişlerdir [2]. 1281 yılında Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra oğulları içerisinde yaşça en küçük olan Osman Bey, beyliğin başına geçmiştir. Bu geçiş sırasında beyliğin bir kısmının Osman’ın tarafında bir kısmının da Dündar Bey’in yanında yer aldığı sonrasında Osman’ın ağır bastığı (muhtemelen ağabeylerinin de etkisiyle) ve kendisinin “Bey” olduğu Neşrî tarafından rivayet edilmiştir. Erken dönem Osmanlı kaynaklarının zayıflığı sebebiyle karanlık bir hadise olarak kalan konu ile ilgili orijinal bilgiye Neşrî’den ulaşılmaktadır:

“Ertuğrul Bey doksan üç yaşında ahrete intikal edip Söğüt’te defnettiler, göçer evler bazı Osman’ı ve bazı Ertuğrul karındaşı Osman’ın ammisi Dündar’ı “Bey” kılmak istediler. Amma kendü kabilesi Osman’a vecih görüp, el altından haber gönderip söyleştiler. Dündar dahi halk ortasına gelecek, halkın Osman’a meyi ve itikadın görecek, beylikten vazgeçip, ol dahi Osman Gazi’ye biat etti.”

Genç yaşında beyliğin başına geçen Osman Gazi bölgedeki hakimiyet alanını genişletmiş ve yaklaşık 20 yıl içerisinde Eskişehir, Bilecik, İnegöl ve Yenişehir ovalarına hakim olarak İznik ve Bursa’yı tehdit eden bir güç haline gelmiştir. Neşrî’ye göre Osman Gazi, amcası Dündar Bey’i Köprühisar fethi öncesinde kethüda (vezir, danışman) ilan etmiştir [3]. Köprühisar tekfuru ile aralarında husumet bulunan Bilecik tekfuru Osman Gazi’den yardım istemiş, bu durum üzerine de Osman Gazi, Köprühisar’ın üzerine yürümüştür. Sonrasında, Bilecik tekfurunun düzenlediği bir ziyafet/şölen sırasında tekfurun böbürlenmesini sindirememiş ve üzerine yürümek istemiştir. Amcası Dündar Bey de bu duruma muhalefet ederek kendisine karşı bir görüş beyan etmiş ve bu elim hadise vuku bulmuştur. Konu Neşrî’nin Cihânnümâ adlı eserinde şu şekilde aktarılmaktadır.

“Eydürler ki, Yenişehir civarındagı Köprühisar tekfuru Bilecik tekvurunun üzerine huruc edip Bilecik tekfuru Osman’dan istimdad edip (yardım isteyip) Osman ammusı Tundar’ı kethüda edinip gâzileri alıp varıp Bilecik tekvuruna mu’âvenet (yardım) edip Köprühisar tekfurunu sıyıp kovup hisara barkdı. Andan Osman ikdâmile (gayret ile) varıp Köprühisar’ı muhâsara edip feth kılıp tekfurunu depeleyip Bilecik tekfuru şâd olup geçip mukâbelesinde (karşılığında) İncirbunarı nâm köyün bınarı üzerinde Osman’a azîm ziyâfet edip fâhir hil’at geyürüp, gâzilere in’amlar edip elin öpdürdü.

Osman, Bilecik tekfurunu beğlenip, kendinin elin öpdürdüğüne incinip diledi ki, hemandem kavrayıp tekfuru tuta. Ammusı Tundar’ile müşâveret edip (danışıp) Tundar eyitdi: “Öte tarafda Germiyanoğlu adû, etrafın kâfirleri bize düşmen, bunu dahi düşmen edicek bize durıcak yer kalmaz.” Ve Tundar’ın bu sözü Osman’a güç gelip kendinin hurucuna men’ anlayıp okla Tundar’ı urup öldürdü. Anda yol kenarında yapma mezarı vardır. Köprühisar’dan Çakırbınarı’na gider yol üzerinde [4] yatur.”

Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan 19. yüzyıl tarihçilerinden Hayrullah Efendi (Şair Abdülhak Hamid Tarhan’ın babasıdır.) Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Târihi adlı eserinde konuyu şu şekilde aktarmaktadır:

“Dündar Bey, Osman Bey’in reisliğini bir türlü hazmedemeyerek münasip bir fırsat bekliyordu; hatta rivayete göre Bilecik ve Yarhisar Rum Beyleri’nin Osman Gazi’yi öldürmek İçin tertip ettikleri tuzaktan Dündar Bey’in de haberi varmış. Osman Bey bu hadiseyi bastırdıktan sonra 1298’de amcasını öldürmüştür…”

Ahmet Cevdet Paşa, Kısası Enbiya ve Tevârîh-i Hulefâ eserinde (kitabın sonunda Osmanlı tarihinin ilk dönemini anlattığı bir bölüm bulunmaktadır.) konuyu şu şekilde aktarmıştır:

“Ashâb­ı hallü akd (söz sahibi beyler tarafından)  emirliğe Osman Gâzi’yi seçtiklerinden Dündar Bey, sükûta mecbur olmuştu. Lâkin, biraderinin oğlunun şanının kat kat arttığını gördükçe, çekemez ve müşkülat (zorluk) çıkarırdı. Osman Şah Gazi de amcasına saygı göstererek, müsamaha (hoşgörü) ile geçiştirirdi. Fakat bu defa Tekfurlar, Osman Şah Gazi aleyhine ittifak ettik de, Dündar Bey’in onlarla muhabere ettiği (haberleştiği) duyulmakla Osman Şah Gazi, pek ziyade hiddetlendi, sabrı yandı, elinden çıkan bir tîr­i kaza (kaza oku) ile Dündar Bey vefat etti. Sanki henüz teşekkül etmek üzere olan Devlet­i Osmaniyye’ye temel atılırken, Dündar Bey, bu binanın temeline kesilen bir kurban! gibi olmuş oldu.”

Yine 19. yüzyıl tarihçilerinden Joseph von Hammer eserinde Dündar Bey hadisesini şu şekilde aktarmıştır:

“Osman, Kara Hisar hâkiminin [5] üzerine yürümezden evvel silâh arkadaşlarıyla meşveret etti (danıştı). Bunun için topladığı meşveret meclisinde yetmiş sene önce Ertuğrul ile birlikte Ahlat’tan Rum kıt’asına geçmiş, ve o zaman lâakal (en azından) doksan yaşında bulunmuş olan amcası Dündar da hazır idi. Dündar, işbu vergi teşebbüsünün, Germiyan Beği ve Rum hâkimleri gibi, hasedci komşularını kendi aleyhine ittifaka sevkedeceğıni ihtar etti. Lâkin Osman’ın harareti, ihtiyarın sükûn isteyen ihtiyatına mağlûp olmadı; her cevâbın yerini tutmak üzere okunu alıp onu öldürdü.”

20. yüzyıl tarihçileri de konuya benzer şekillerde yaklaşmışlardır. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Büyük Osman Tarihi adlı eserinde:

“Ertuğrul Bey’in vefatından sonra idaresi altındaki müteaddid (birçok) aşiretlerden —ki bu aşiretlerin Ertuğrul’un idaresi altında toplanmalarının kendisinin uc beyi ve Oğuzların en şerefli boyu olan Kayılara mensup olmalarının da dahli vardır ibtida (ilk) kabiliyet ve cevvaliyeti sebebi ile kendisinin mensup olduğu Kayı aşireti Ertuğrul’un küçük oğlu Osman Bey’i intihap etti (seçti). Osman Bey babasının son demlerinde de ona vekâlet ediyormuş; fakat Ertuğrul’un kardeşi Dündar Bey de birliğe reis olmak istediğinden aralarında ihtilâf (anlaşmazlık) hâsıl oldu. Çünkü Kayı’dan başka aşiretler de yaşlı olan Dündar’ın reis olmasını muvafık (uygun) buluyorlardı; fakat Dündar, Osman’ın reisliği için temayül (eğilim) fazla olduğunu anlayınca amcası da Osman’ın baş olmasını muvafık buldu ise de daha sonra yeğeni aleyhine faaliyeti duyulduğundan katledildi (1298).”

Prof. Dr. Halil İnalcık ise Osmanlı Ansiklopedisinde yer alan Osmanlı Tarihine Toplu Bir Bakış adlı makalesinde konudan kısaca şu şekilde bahsetmektedir:

“Osman Gazi, beyliği ailenin öbür üyeleriyle birlikte idare eder görünüyor. Karacahisar subaşılığını (komutanlığını) kardeşi Gündüze vermişti. Önemli siyasi kararlarda amcası Dündar ile danışırdı. Osman güdülecek siyaset konusunda tartışmaya girdiği amcasını okla vurmuş, öldürmüş.”

Tarihçiler arasında ihtilâflı bir konu olan Dündar Bey’in katli bir kısım müverrihlere göre de hiç gerçekleşmemiştir. Örneğin, 15. yüzyıl tarihçileri (Ahmedî, Şükrullah, Enverî) ve 16. yüzyıl tarihçilerinin (Anonim, Âşıkpaşazâde, Oruç Beğ, Hadîdî) bir bölümü bu olaydan (hatta Dündar Bey’den bile hiç) bahsetmezler. Bu noktada bazı müverrihler de bu elim hadise ile ilgili dönem tarihçilerinin övgüye değer olmadığı için anlatımlarında yer almadığını hatta konunun gizlendiği hususunda görüş bildirmektedir. Eldeki verilerle Neşrî ile başlayan ve sonrasında özellikle 19. yüzyıl tarihçileri tarafından kaleme alınan konu ile ilgili net bir karar vermek günümüzde mümkün görünmemektedir. Ancak eldeki veriler ışığında Osmanlı’nın ilk siyasi cinayeti/katli olması/olabilmesi açısından konu önem arz etmektedir.

Dipnotlar

  1. Dündar Bey, Osman Gazi’nin amcasıdır. Taht, beylik uğruna gerçekleşen/gerçekleştirilen ölümlerin genel isminin “kardeş katli” olarak anılması sebebiyle böyle bir başlık atmayı uygun gördük.
  2. Aşıkpaşazâde, Oruç Beğ ve Neşrî’nin eserlerinde ortak bir görüş olarak bu güzergâh gösterilmiştir. Ancak yukarıda da bahsedildiği üzere Süleyman Şah/Gündüz Alp’in sadece üç oğlundan (Sunkur Tekin, Gündoğdu ve Ertuğrul) bahsetmişlerdir. Sadece Neşrî il defa Ertuğrul Gazi ile birlikte Dündar Bey’in batıya yöneldiğinden bahseder.
  3. Neşrî, anlatımında diğerlerinden ayrılarak Köprühisar fethini Bilecik fethinin önüne koymuştur.
  4. 438 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri (937/1530)’nde Mezraa-i İlyas (İlyasbey Bucağı) bölgesinde Çiftlik-i Dündâr-çukuru adından bir bölgeden bahsedilmektedir. Neşrî’nin Dündar Bey’in mezarının olduğu yere ilişkin rivayeti ile örtüşerek bugün Köprühisar ile Çakırpınarı köyleri arasında yer almaktadır. Dündar Bey’in ayrıca bugün Söğüt’te Ertuğrul Gazi türbesinin haziresinde de bir makam kabri bulunmaktadır.
  5. Hammer, kaynak olarak Neşrî’yi göstermesine rağmen kalenin ismini Köprühisar yerine Kara hisar olarak aktarmıştır.

Kaynaklar

  1. Mevlânâ Mehmed Neşrî, Cihânnümâ [Osmanlı Tarihi (1288-1485)], Haz. Öztürk N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  2. Hayrullah Efendi, Devlet­i Aliyye­i Osmaniyye, İstanbul 1864.
  3. Ahmet Cevdet Paşa, Kısası Enbiya ve Tevârîh­i Hulefâ, 1966
  4. Hammer, J., Büyük Osmanlı Tarihi, Üçdal Neşriyat, 2003
  5. Uzunçarşılı İ.H., Büyük Osmanlı Tarihi, Türk Tarih Kurumu
    Yayınları, Ankara, 1988
  6. İnalcık H., Osmanlı Ansiklopedisi, Osmanlı Tarihine Toplu Bir Bakış,  Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 1999
  7. Defter-i Hâkânî Dizisi, 438 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri (937/1530) I, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Ankara, 1993
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s