Osmanlı Savaş Tarihi

İznik’in Fethi (1330/1331)

Uzun yıllar Roma ve devamında Bizans için son derece önemli ve stratejik bir konumda olan İznik, Hristiyanlarca da kutsal kabul edilmekte olup ilki 325, ikincisi 787 yılında gerçekleşen iki ekümenik konsile ev sahipliği yapmıştır. 1204 yılında 4. Haçlı seferi sırasında gerçekleşen Latin İstilası sırasında da geçici bir süre Bizans payitahtlığı görevini üstlenmiştir. Konstantinopolis’in 1261 yılında İmparator Mihail Paleologos tarafından geri alınmasının ardından ise önemini yitirmemiş ve Bursa ile birlikte bölgedeki en önemli iki kale olarak değerlendirilmiştir. 1075 yılına gelindiğinde ise Süleyman Şah tarafından alınmış ve kısa bir süreliğine (yaklaşık 22 yıl) de olsa Anadolu Selçuklu Devleti’ne payitahtlık etmiştir. Bu gelişme Hristiyan dünyasında korkunç bir etki yaratmış ve Haçlı Seferleri diye tabir edilen olgunun oluşmasının sebepleri arasında görülmüştür. 1. Haçlı Seferi sırasında uzun süren bir kuşatmanın ardından ise tekrar Hristiyanların eline geçmiştir.

Görsel – İznik konsilinin gerçekleştiği yere ilişkin bir görsel ve Ayasofya içerisinde bulunan bölge

Osman Gazi döneminde, 1300-1301 yıllarında gerçekleşen Köprühisar Fethi‘nin ardından bölge ablukaya alınmış ve şehir, klasik Türk-Moğol taktiği ile uzun yıllar sürecek (yaklaşık 30 yıl) kuşatma altında tutulmuştur. Şehrin güneyinde bulunan bugünkü Dırazali Köyü civarına bir havale kulesi yapılmış ve şehrin giriş çıkışları kontrol altında tutulmuştur. Karatekin Kalesi‘nin ve bölgedeki köylerin hakimiyet altına alınmasının ardından ise kuşatma şiddetini arttırmıştır. Bizans İmparatorluğu İznik’in kurtarılması için iki ciddi teşebbüste bulunmuş (Bknz. Bafeus Savaşı ve Pelekanon Savaşı) fakat bu teşebbüsler Osman Gazi ve sonrasında oğlu Orhan Gazi tarafından bertaraf edilmiştir. Son olarak 1329 gerçekleşen Pelekanon (Eskihisar) Savaşı’ndan sonra şehrin direnci kırılmış ve 1330-1331 yılında şehir, Orhan Gazi’ye teslim edilmiştir. Konu Âşıkpaşazâde Tarihi’nde şu şekilde aktarılmaktadır:

“Ve evvel Karatikin’i almışlardı. Bu İznik’e ol havâle gibiydi. Anun-ıçun bu Karatikin hisârı içinde olan gaziler dâyimâ İznik’ün kapuların açdurmaz olmışlarıdı. Ve be gayet açlıkdan bunalmışlarıdı, zîrâ dâyiresinde olan vilayetün köylerini zabt idüp tîmâr erlerine virmişleridi ve hîç bir vechin mine’l-vücûh bu köylerün kafirlerin bunlardan incimezleridi, râhat olmuşlarıdı. İncinmedükleri ecilden hisâr halkına zevâde virmezlerdi. Vakt olırdı kim Müsülmânlarıla gelüp bile hisâra cenk dahı iderleridi. Çagırup İznik halkına eydürler kim: “Gelün iy dermândeler siz dahı râhat olun kim biz râhat olduk” dirleridi. Ve şehrün halkı hatta şol kadar olmışıdı kim göle balık avlamaga çıkmaz olmuşlarıdı ve içerü hisârdagı halkdan ba’zı kâfiler gazilere habar göndürdiler ve dirlerdi kim: “Açlıkdan gayetde bunalduk.” dirleridi. Ol zamânda hôd etrâfı cemî Türk almışıdı, tîmâr erleri elinde tasarruf olunırdı…”

Âşıkpaşazâde’nin aktarımına göre şehrin tesliminde iki önemli konu üzerinde durulmuştur. Bunlar; şehrin yakınında (şehri besleyen) köylerin Osmanlı hakimiyetinde rahat/huzurlu olması ve şehir halkının açlıkla mücadele etmesidir. Teslim olma sürecinde şüphesiz, yaklaşık 5 yıl önce gerçekleşen Bursa Fethi‘nin de etkisi bulunmaktadır. Bursa da tıpkı İznik gibi uzun yıllar süren kuşatma sonucunda, siyasi sebepler ve ekonomik (açlık) sebeplerle direncin kırılması sonucunda teslim olmuş ve bir ahdnâme ile kaledekilerin can ve mal güvenlikleri garanti altına alınmıştır. İznik halkı da yağmadan kurtulmak amacıyla benzer yolu takip etmiş ve teslim olmuştur. İznik valisi, ailesi ile birlikte Konstatinopolis’e dönmeyi talep etmiş ve bu talepleri yerine getirilmiştir. Devamında Âşıkpaşazâde şu şekilde aktarmaktadır:

“… Kâfirler Orhan Gazi’nün geldügin göricek gayet bunalmışlarıdı. Bir itimad itdükleri kafiri Orhan Gazi’ye göndürdiler kim: “İmdi bizümile ‘ahd ü emân idün kim bizi kırmayasız; gidenümüz gide ve turanumuz tura, biz dahı hisârı size teslîm idelüm” didiler. Orhan Gazi dahı bunların ‘ahdlerini kabûl itdi. Anun-ıçun “Mürüvvet efdal gazâdur” diridi. Ve hem bu mürüvvet niçesine sebeb olup İslâm dinine girürler…”

Diğer şehirlerden farklı olarak Sultan Orhan’ın İznik’e girişi farklı bir şekilde betimlenmiştir. Şehre güneyde bulunan Yenişehir Kapısı’ndan giren Sultan, halkın itaati ve samimi karşılaması ile karşılanmıştır. Sultan Orhan ilk iş olarak şehirde eşlerini kaybetmiş kimsesiz Rum kadınlarını gâzilere nikahlamış ve onların yerleşmesi için Rumlar’dan kalan evleri tahsis etmiştir. Bir İslam geleneği olarak da şehirdeki en büyük kilise [1] olan İznik Ayasofya’sı (ki bahsi geçen konsillerin gerçekleştiği kilisedir.) camiye dönüştürülmüş ve aynı yıl içerisinde yakında bulunan bir manastır da medreseye dönüştürülmüştür.

1

Bu gelişme ile Bithynia bölgesinde tartışmasız bir üstünlüğe kavuşmuş olan Sultan Orhan, kısa süre içerisinde İzmit’e yürüyecek ve sonrasında bölgedeki siyasi gelişmeler ışığında Mysia (Güney Marmara) bölgesine genişleyecektir.

Kaynakça

  1. Âşıkpaşazâde, Âşıkpaşazâde Tarihi [Osmanlı Tarihi (1285-1502)], Haz. Öztürk, N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  2. Mevlânâ Mehmed Neşrî, Cihânnümâ [Osmanlı Tarihi (1288-1485)], Haz. Öztürk N., Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013
  3. Namık Kemal, Osmanlı Tarihi, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1971
Reklamlar

“İznik’in Fethi (1330/1331)” için 2 yorum

  1. Yazınızda belirttiğiniz gibi 1075 senesinde Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından fethedilen İznik, maalesef 1097 senesi I.Haçlı Seferinde kaybedilmiş, ancak yaklaşık 200 sene sonra tekrar geri alınabilmiştir. Zaten Haçlı Seferlerinde İznik kaybedilmeseydi yüksek ihtimalle Türkiye Selçuklularının payitahtı olurdu. Ama başkent olmak Konya’ya kısmetmiş 🙂

    Beğen

  2. Yayınlarınız için teşekkürler.. ilgiyle takip etmekteyiz. Tabi iznik’in önemi ve tarihi öyle derin ve geniş ki, anlatmayla bitmeyecek bi’hal içerisinde.. Özetiniz için teşekkürler.. Zaten iznik’ı bu kadar cazip kılan şeyin başında, constantinopolis’in bir nevi karargah binası ya da constantinapolis’e açılan kapı görünümünün olması.. iznik küçük constantinopolis olarak fethedilmesi demek constantinopolise yürümek demekti. Ve de peygamber efendimiz s.a.v. in hadisindeki şerefe nail olabilmek için Bizansa hücum etmek iznik’in Fethiyle mümkün olacaktı. Ve bunun gerçekleşmesi, Bizans egomonyasının sonunun başlangıcı olarak da kabul edilebilir..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s